Blog

Aralık 2, 2020

Sektör Kirlendi mi?

ManAjans’ın kurucusu Bay Acıman, ekibi ile uzun süredir bir pazarlama sorununa doğru ve zevkli bir iletişim çözümü arıyormuş. 2 saati aşan bir toplantıda kimse, Bay Acıman’a beğeneceği bir öneri sunamamış. 3. Saate kadar sessiz kalmayı seçen bir metin yazarı, söz istemiş ve önerisini anlatmaya başlamış.. Bay Acıman, olanca sabrı ve ilgisi ile dinlemiş, dinlemiş ve öneriyi beğenmediğini açıklayıvermiş, ancak şunu da eklemiş: “Arkadaşımıza teşekkür borçluyuz! Teşekkür borçluyuz, çünkü anlattıkları ile bize, neyi nasıl yapmamız gerektiğini göstermiş oldu!

Uzun süredir basına, televizyona, web’deki viral’lere, outdoor’a pür dikkat bakarken, Bay Aciman geliyor hatırıma.. “Neyi nasıl yapmamamız gerektiği”nin onlarca örneği ile kuşatıldık, öyle değil mi? Neden böyle? Usta’ların dediği gibi, “sektör kirlendi” mi? Ne ile kirlendi? Zihinler ile, zihniyet ile mi? “Kifayetsiz muhterisler” ile mi? “Yeni yetme”ler ile mi? Belki de reklamverenlerde sorun, belki iletişimcilerde, belki her iki tarafında derenin..

Ben yaptım, oldu.. Copy-paste yaptım!

Eli yüzü düzgün diyebileceğimiz bir tv reklamında, jingle’a başrol verilmeyegörsün, sanki Twitter’da TT olma yarışı başlatılıyor, her ajansın jingle’lı bir-iki-birkaç reklamı, akşamdan sabaha yetiştiriliyor! Bir Photoshop uygulamasının akar görüntüye uyarlaması mı var? Biz de yapalım! Al tv’den, uyarla basına, uyarla basılı malzemeye.. Hazır tasarım sitelerinden alıp, orasından burasından çekiştirip, kolay yoldan ”Müşteriye özgün” iş diye koy masaya.. Tuhaf olan, kimin nasıl onay verdiği ve bu altyapıdan yoksun, birbirine benzeyen işlerin faturalarının müşteri tarafından hangi akla uyularak ödendiği..

Öylesine “processor hızında” ürüyor ki işler – üretiliyor demeye çekiniyorum– akşama işi mi yetiştirme yarışındalar, yoksa Asmalımescit’teki en trendy bar’da, en öndeki masaya yetişme yarışında mı, ayırt edemiyor insan.. Müşteri Temsilcileri.. Reklam Müdürleri.. Stratejik Planlamacılar.. Yaratıcı Yönetmenler.. Çok yarışmacılı bir koşu..! Bir de Kristal Elma ve Kırmızı Ödülleri yarışları var, onlar ayrı hikaye.. Ajanstan Cannes’a gidecek kişi seçmeleri ise, başlıbaşına bir Olimpiyat, hatta gladyatörler savaşı!

Kurşun kalem ve A4 kağıt… nerede unuttuk?

İçimizden bazılarının masasında, hoşluk olsun diye duruyorlar. NY’da, Cooper Union’da ise öğrencinin temel malzemesi hala, kurşun kalem ve kağıt, mouse, tablet vb ise çok sonra geliyor.

Neden? Çok basit yanıtı : “ Önce her kafaya bir fikir, sonra her masaya bir bilgisayar”.

Hatta, çok sonraları bir bilgisayar! Hele, geniş bant erişim varsa, uzak durulmalı.. dünyada ne yapılmış, görmek iyi de, copy-paste arsızlığının kapısından içeri bir girilmeye görülsün, hard disk’ler yetmiyor! Herkes Google’layınca, Google ne yapsın, herkesin ekranına aynı sıralama ve aynı sayfalar gönderiliyor, artık kim daha önce kopyalarsa, yarışta o önde!

İstisnası yok mu bunun? Var elbette! Olmalı da.. olacaktır umarım.. mesele, istisnanın ajansın DNA’sında var olması, ekibin “Bizde işler öyle yürümez!” düsturunu benisemiş olması.. bir de uzun soluklu olabilmek meselesi, hiç kuşkusuz. Pazarlama İletişimi, uzun soluk gerektiriyor. İnsanın yorgun düşmesi yadırganmamalı, o zaman, yeni yetmelere kendilerini kanıtlamaları için fırsat doğar, zaman, sabırlı olan “yanardağ”ları ödüllendirir..

Ego, kendi ya da bir üstünün egosunu tatmin için yapılan türlü çeşitli kurnazlıklar ise, eninde sonunda faturalarını ödetiyor kişiye ve ajansına. Örnekler, öylesine çok ki!

“Parama bakarım ben” demekle olmuyor…

Prensipler, bir şeye mal olmuyorlarsa, prensip değildirler.” Nokta! Para, elbette önemli, hele değerinden her geçen gün bir şeyler yitirdiği günümüzde. Reklamcılar Mezarlığı, paramı alırım, müşterinin dediğini yaparım diyerek, kendi sonlarını hazırlamışlar ile dolu. Bir meslektaş, şöyle demişti “ Yahu, elbette reklamveren haklı, bizden daha akıllı olduğunu tartışmam bile, çünkü adamın senden benden daha çok parası var!” Oldu (mu?!) O adamın kulvarı ayrı, bizimki apayrı.

Adam gıda sanayinde, biz iletişim sektöründe.. Adam, ihracat yapıyor, biz aklımızı, dünya görüşümüzü, estetik anlayışımızı, dile nasıl egemen olduğumuzu paraya dönüştürmeye uğraşıyoruz. Reklam Sektöründe %17.65 komisyonların fatura altına eklendiği günler, Nuh Tufanı kadar geçmişte kaldı.. Gençler, %17.65’in nasıl ve nereden türetildiğini bilmiyorlar bile.. Marjinal komisyonlar ile bir ajansı çevirmek, zor. Bu nedenle, ajansların uzantıları Medya Ajansları oluşturulmadı mı zaten?

Tasarım, zor zanaat!

Copy-paste ile piyasaya sürülmüşler, yalnızca iletişim sektöründe mi? Asla! Rakipten 3D tarama ile şablonu hazırlanmış, ardından CAD desteği ile orası burası çekiştirilerek, Frankfurt Otomobil Fuarı’nda görücüye çıkmış “yeni” otomobiller, evimizdeki beyaz ve kahverengi eşyalar, el aletleri, daha nice endüstriyel üründe copy-paste, tahammülün ötesine varmış, farkında mısınız?

Gerçek tasarımcıların süngüsü yavaş yavaş düşüyor… P. Starck’ın acar günleri geride kaldı, F. Gehry, eline geçen her metali eğip bükerek, mimari uslubuna yeni müşteri arıyor, K. Rahsid’in sıkıldığı, “gına geldiği” besbelli, Z. Hadid sizlere ömür, D. Carson 63 yaşını devirdi, bir dönem kapanıyor artık.. Ülkemizde ise “Usta”lar, yetiştirdiklerinin kayıp gidişini izliyor.. Kimi Kaz Dağları’na yerleşti, yerleşmek üzere, hayalini kuruyor, kimi Bodrum’da, kendisini unutturuyor.. Yazık. Komşumuz Yunanistan, 20 Milyonluk nüfusu ile, bizim reklam harcamalarımızın 3-4 katını gerçekleştiriyor. Pazarın büyüklüğünü kıyaslamaya heveslenirseniz, üzülürsünüz.. Komşunun çok önceden fark ettiğini bizim de öğrenmemizin  zamanı geldi, geçti bile: “Kimsenin reklam problemi yoktur, çözülecek bir pazarlama ve pazarlama iletişimi problemi vardır.

Don Quijote miyim? Yoksa, Kaptan Ahab mı?

Doğrusu, ikisi de değilim, ikisinden de ‘biraz’ım.. ve biraz daha fazlası.. Ne boşuboşuna yeldeğirmenlerine saldırırım, ne de Moby Dick’in peşinden uçuruma sürüklenecek kadar gözükarayım.. İsteğim, akılcı, günü yakalayıp, önünde gidebilen, insana dair birşeyler söyleyen, akla ve yüreğe dokunabilen işler yapmak.. Sayfa düzeni’ni, fotoğraf veya illüstrasyonu, yazı karakteri, renk paletini, baskı tekniklerini bilinçle uygulamayı sürdürdüğüm, müşterinin “elinin mouse”u ile karışmayacağı, estetik kaygıların ticari beklentiler ile uyuma kavuştuğu işler yapmak.. Müşterinin ”Benim de çorbada tuzum bulunsun!”un çorbanın tadını bozmadığı, aksine çorbaya nefaset katacağı işler yapmak..

Zor mu? Hayal mi? Bence değil, “Bilen, yapar”… yanıtım, bu kadar kısa.

Bilginin değerinin öne çıktığı yeni yüzyılın bu ilk dekad’larında, bilgi, birikim ve becerinin karşılığını ödemeye hazır kişi ve kuruluşlar olduğuna inanıyorum… Bu kişilerin, kuruluşun sahipleri olmalarını arzu ederim doğrusu.. CEO’lar, GM’ler ise bambaşka yüklerin altına girmişler, Yönetim Kurulu Üyeleri ya da hissedarları mutlu etmek için çırpınırken, İK, Pazarlama, Hİ Yöneticilerini umursamayabiliyor, oldu bittiye getirmeye zorluyorlar. Bu olgu, bu gerçek, iletişimciler için de geçerli, mimarlar için de… İşimizin bir diğer zor tarafı, hizmetimizin bedelini ödeyenlerin bugün-var-yarın-yok olmaları. Aklınızdakini kavrayan, size yeşil ışık yakan kişi, akşamdan sabaha işten ayrılıyor, geride kalanlar ise sanki intikam alırcasına, yaptıklarını(zı) yıkıp yok etmeye çalışıyorlar.. asıl zarar gören, iletişim çizgisinde sismik zigzag’lar sergileyen, geri dönüşsüz hasarlar alan kurum… Bu nedenle, organigram’ın en üstündeki kişi, ya da ona en yakın kişinin işverenim olmasını arzu ediyorum… Bunun, hesap verebilirlik adına da en doğru yol olduğuna inanıyorum.

Yetersiz, bir şey söylemeyen, akla zarar işlerin, hatta kampanyaların, reklamverene nasıl onaylatıldığına şaşıyorum doğrusu.. Portföyümde böyle çalışmalar hiç yer almadılar, yapılmadılar ki! Yapılmasınlar da! Akıl, iki kulplu bir küp.. diyor deyişimiz, bir kulbundan tutmak yetmez, reklamveren ve iletişimci ikilisi, iki kulbundan da vargüçleriyle tutmalı, ileriye taşımak için, ileri-geri çekiştirmek için değil!

Sektörel
”KOPYALA-YAPIŞTIR”CILAR DİKKAT!
Tasarım fikirlerimiz ve yazılarımız yasal koruma ve takip altındadır!

Bu sitede yer alan tüm görsel ve yazılar izinsiz kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopya edilemez. Tasarımlar fikir ve görsel çizim olarak tescilli olup, DMCA tarafından takip edilmekte olup yasal koruma altındadır. Her tasarımımızı ve eskizlerini, sahiplen.com‘dan telif hakkı belgesi almadan ve noterden tastiksiz, müşterilerimize göndermiyoruz. Bu tasarımın bedeli müşterilerimiz tarafından ödenince, tasarımın kullanım haklarını satın almış sayılırlar ve dilekdikleri şekilde kullanabilirler. Bizim bu tasarımlar üzerinde hak iddia etmemiz ve yasal yollardan hakkımızı aramamız, bu tasarımların aynen ve çok benzerlerinin, bir başka tasarımcı veya şirket/marka tarafından kullanılması durumunda doğar. Bu nedenle bu sitede kullanılan tasarım fikri ve uygulamalarını herhangi bir mecrada kullanmayınız. Makale ya da blogta belirtilen yazıların aynen kopyalayarak, kendi yazı ya da makalesiymiş gibi kullanılması halinde de, aynı haklarımız saklıdır.