Blog

Aralık 4, 2020

Title mı! O da ne?

Metin yazarları, kreatif  ve sanat yönetmenleri, stratejistler, müşteri ilişkileri sorumluları, trafikerler… Reklam ajanslarda masa sandalye varsa, bunlarda oturanlardan biri de bu ‘title’ sahibidir.

Bugün böyle ‘title’lar çok ajansta ajansta yok! Büyük ajanslarda ise şekil değiştirmiş. Zaten büyük ajanslarda bile kırk yıllık çaycıya bile ‘Catering Servis Personeli’ diyorlar. Çay Dökücü, Çaycı, demek çok avam ya… havalı olacak ya… Adı bile HoooOO olmalı. Elbette kişileri aşağılamaktan yana değiliz de, durup dururken, yaptığı işi olduğundan daha abartılı göstermeye ne hacet var ki!

İşe grafik tasarımcı diye alınıyorsun. Bakıyorlar ki, yetenek var, bizi idare eder, zaten işler de kesat… Hoooop! ‘Art Directorluk’ işte sana. ‘-Hadi artık görelim seni bakalım’lar. Gaz… gaz… gazlar… Ya maaş? -Aaaa, olmadı, sen daha hazır değilsin, piş biraz bakalım! Peki kreatiflik ünvanı vermesini biliyorsun da, maaş gelince, neden bu geri vites?  Sekreter diye işe alıyorlar, temizlikçi işten ayrılınca, ‘-Ya! bir kaç gün idare et’ler, bir bakmışsın sekreterin görevi olmuş. Temizlikçi sekreter diye bir unvan doğmuş. Peki maaş? Aynen devam… Yani Biz bir aileyiz! :-))) Sözün kısası, tam profesyonel bir iş hayatını bulmak mümkün değil. Hiç olmadı, ‘-Akşam cepten aradım, telefonunu niye kapatıyorsun?’ fırçaları hala sürüyor. ‘- Yahu! ben senden sekiz saatliğine maaş alıyorum, yirmi dört saat değil!’ deyince: ‘-Reklamcının saati olmaz!’ Neyi Olur ya?.. Reklamcı ne zaman sevişecek? -Bugün olmaz! -Hayrola başın mı ağrıyor? -Yoo! -Peki neden olmaz? – Biliyorsun ben reklamcıyım. Her an iş gelebilir. Şimdi olmaz! – Hassittiiiiiir!

Bir de, ‘Teknik olarak olmaz’lar’… ‘Yapılacak bir şey yok’lar’… ‘En doğrusu bu’lar… ‘Bence en güzeli bu’lar… Bu gibi cevapları yok sayıyor, beğenmiyor, sıkılıyor bu cevaplardan sektör. Bilgi ve deneyimine güvenli kadrolar, ‘problem sürdürme’ yerine ‘sorunu bir şekilde çözen’ anlayışta tasarımcılar aranıyor.

‘Ben vazgeçilmezim!’… ‘Ben olmazsam…’lar … ne kadar yanlışsa, ‘Kimse vazgeçilmez!’ler… ‘Yerine mutlak bir adam buluruz.’lar da o kadar yanlış. Her iki tarafında birbirlerine seve! seve! ihtiyaçları olduklarında bu ego, bu afra tafra nedendir?

Bir tarafını kıvırıp, kendi dizgisini yapmayan, yapmak istemeyen art director’ler de kaybedeceği gibi, iki işi birine yükleyip, domuzdan kıl koparmaya çalışan cingöz patronlar da kaybedecek.

Deneyimli tasarımcılar değil, deneyimi tasarlayanlar kazanacak. Grafik tasarımcılar, neyi, nasıl tasarladıklarının ötesinde ajans içindeki varlıklarını doğru ve akılcı tarif ettikleri sürece iş bulabilecekler ya da işlerine devam edebilecekler.

Mevcut çalışanlarını güncelleyebilmiş, çalışanlarını motivasyonla zenginleştirenler, kazanacaklar. Kazançlarının bir bölümünü bu güncelleme ve motivasyona yatıran ajans sahipleri para ve güven kazanmaya devam edecekler, batmayacaklar. Keseri her seferinde kendine vuranlar, hangi taraf olursa olsun, aslında kendi kafalarına kafalarına vurduklarının, farkında olmak zorundalar.

İşverencilik ile çalışancılık oynamak yerine, samimi iş ortaklığı; yani ortak başarı, ortak akıl, ortak hareket ve ortak adil gelir paylaşımı öne çıktığı, kısaca omuz omuza verilen bir çalışma ortamı kurabilenler ve bu ortamı sevimli, heyecanlı, değerli, eğlenceli ve paylaşılır hale getirebilenler kazanacak.

Patronlar işin sahibi değil, aynı zamanda işin bir parçası olarak görevler üstlenebildiği, çalışanlarını ‘Afrikalı Köleler’ gibi görmediği sürece kazanacaklar. Çalışanlar da ‘adam gibi çalışmayı’, zaman, ortam ve ihtiyaca göre çalışma şekil, beceri ve bilgisini güncellemesini yapabildiği sürece, kazanmaya devam edecekler. İşveren yanında çalıştırdığı elemanlarına sadece ekmek kazandırdığı için, kendilerini tapınılması gereken bir ilahi varlık gibi gördükleri sürece, bir gün gelip tapınan kul bulamayacakları gibi, her patronu zaten üç kuruş olan maaşlarını geç ödemesine karşın, altına lüks araba çekmesini hazmedemeyen çalışanlarında, bir gün gelip kendilerine para ödeyebilen patron bulamayacaklarına kalıbımı basarım.

Zaman ve koşullar, ajans organizasyonunda yeni pozisyon tanımlarına, yeni patron ve eleman tiplemelerine gerek duyuyor. Eskinin doğru kavram ve görev yetki alanları, bugün başka pencereden görülmek zorunda. Eskide kalanlar, eskinin hala doğru olduğu savunan, yeterli gören, eskinin egolarını, bilgi ve deneyimlerini güncellemediği sürece, yeni düzene ayak uyduramayacaklar. Eskiyi en azından restore edenler bir süre daha ayakta kalabilirler.

Nasıl eski programlarla tasarım yaparak iş görenlerinin, bu piyasada ne kadar kabul gördüklerini gözlemliyoruz. Öte yanda ise yeni versiyon programların hız ve becerilerini kullanarak nasıl daha yaratıcı, daha kolay ve zahmetsiz, daha teknik, daha güzel işler çıkarabildiğini gözlemliyoruz. Günümüzde reklam sektörü, yeni versiyon ajans patron ve çalışanlarının cebini parayla dolduracak. Yeni versiyon çalışma kavramları, eski duygu ve egoları törpülemek zorunda.

Yeniler, ‘Atı alıp, Üsküdar’ı geçerken…’ Eskiler için, ‘Bitpazarına nur yağacak…’

Şimdi herkesin ‘Title’ını ve iş anlayışını, iş ahlakını gözden geçirme zamanı!

Sektörel
”KOPYALA-YAPIŞTIR”CILAR DİKKAT!
Tasarım fikirlerimiz ve yazılarımız yasal koruma ve takip altındadır!

Bu sitede yer alan tüm görsel ve yazılar izinsiz kullanılamaz, çoğaltılamaz, kopya edilemez. Tasarımlar fikir ve görsel çizim olarak tescilli olup, DMCA tarafından takip edilmekte olup yasal koruma altındadır. Her tasarımımızı ve eskizlerini, sahiplen.com‘dan telif hakkı belgesi almadan ve noterden tastiksiz, müşterilerimize göndermiyoruz. Bu tasarımın bedeli müşterilerimiz tarafından ödenince, tasarımın kullanım haklarını satın almış sayılırlar ve dilekdikleri şekilde kullanabilirler. Bizim bu tasarımlar üzerinde hak iddia etmemiz ve yasal yollardan hakkımızı aramamız, bu tasarımların aynen ve çok benzerlerinin, bir başka tasarımcı veya şirket/marka tarafından kullanılması durumunda doğar. Bu nedenle bu sitede kullanılan tasarım fikri ve uygulamalarını herhangi bir mecrada kullanmayınız. Makale ya da blogta belirtilen yazıların aynen kopyalayarak, kendi yazı ya da makalesiymiş gibi kullanılması halinde de, aynı haklarımız saklıdır.