GRAFİK TASARIM
Zamanında Devrim Gibi Bir Çalışmaydı!
CD’ler YENİ ÇIKMIŞ…
Piyasada 720MB lık CD’le yeni çıkmış. CD yazıcılarda çok pahallı. Aydın Örme (Turgut Aydın Holding)’e bir tane aldırmışım. Çoğu kişi de yok daha, uçuyorum havalardayım. Fırsat kaçar mı. Macromedia Director programıda multimedya uygulamalarıda daha yeni ve bu işler için bire bir. Comedia’dan Ümit Dilaver‘den alınan program kursundan hemen sonra, Aydın Örme’nin Kurumsal Tanıtım Medyası yapıldı. Adını piyasada ilk ben koymuştum: CDROM! Bu isim ve çalışma baya bir ses getirmiş, hatta Marmara Güzel Sanatlar Akademisi’nde incelenmeye alınmıştı.
Meslek Bitmez, Şekil Değiştirir.
Ne ChatGPT vardı, ne Google Gemini, ne de adını duyunca insanın aklına manav reyonunu getiren o parlak yapay zekâ araçları… Bir fotoğrafın gündüz çekilmiş hâlini, tek cümleyle geceye çevirecek dijital cinler henüz ortalıkta yoktu. Photoshop yeni yeni renklenmiş, fotoğraf taramak sabır işi, dosyaya isim vermek ise küçük çaplı bir bürokrasi töreniydi. Sekiz karakteri geçince bilgisayar, insana sanki ruhsatsız kat çıkmışsın gibi bakardı.
İlk Memorial Hastanesi fotoğrafını hatırlıyorum. Gündüz çekilmiş bir kareydi. Fotoğrafın bir bölümünü gündüz bırakıp diğer bölümünü gece atmosferine çevirmek için dört buçuk, beş saat uğraşmıştım. Işık, gölge, cam yansıması, gece karanlığı… Hepsi tek tek düşünülürdü. Bugün aynı işi yapay zekâya bir cümleyle söylüyorsunuz; siz çayınızı karıştırana kadar ışıkları yakıyor, gökyüzünü karartıyor, hatta heveslenirse kaldırıma romantik sokak lambası bile dikiyor.
Ama soru hâlâ yerinde duruyor: Bu işi kim yaptı? Komutu yazan mı, yazılımı geliştiren mi, yılların görsel hafızasına sahip tasarımcı mı? Eskiden tasarımcı pikselin başında sabırla çalışırdı; şimdi fikrin başında nöbet tutuyor. Fırçanın yerini kısmen prompt, emeğin bir bölümünü de kelime mühendisliği aldı. Fakat bu, emeğin yok olduğu anlamına gelmez. Bazen yılların deneyimi, otuz saniyelik doğru komutun içine saklanır. Ataların dediği gibi: “Ustanın çekici değil, nereye vuracağını bilmesi değerlidir.”
İşin komik ama biraz da acıklı tarafı şu: Yapay zekâ hızlandıkça bazı işverenlerin içindeki kasaba kurnazlığı sahneye çıkabilir. “Sen ne yaptın ki, işi yapay zekâ yaptı!” cümlesi yakındır. Sanki fırını olan herkes ekmek ustası, kamerası olan herkes fotoğraf sanatçısı, Word açan herkes yazar olmuş gibi… Oysa görsel üretmek başka, o görselin markaya ne kazandıracağını bilmek başkadır.
Elbette artık herkes yapay zekâ ile bir şeyler üretebilir. Fakat mesele “bir şey yapmak” değil, doğru şeyi doğru amaçla yapmaktır. Herkes makarna haşlayabilir; ama bu durum herkesi İtalyan şef yapmaz. Bazı görseller yalnızca göze hoş gelir, bazıları markaya müşteri getirir. Aradaki fark parlaklıkta değil, fikrin derinliğindedir.
Bu yüzden tasarımcının eski günlere ağıt yakması gerekmez. Meslek bitmez, biçim değiştirir. Yapay zekâ tasarımcının rakibi değil; iyi yönetilirse hızlı, ukala ama faydalı bir asistanıdır. Sonuçta yapay zekâ ışıkları yakabilir; fakat hangi vitrinin aydınlanacağına hâlâ insan karar verir. Yapay zekâ boyar, tasarımcı anlam verir. Yapay zekâ hız kazandırır, tasarımcı yön verir. Çünkü hız iyidir; ama yön yoksa insan çok hızlı biçimde yanlış yere de varabilir.
İlginç ve Zor Bir Çalışma...
ÖNCESİ / SONRASI
Alttaki oklarla gösterilmiş resimde, farenizi oklar ıyönünde sola ve sağa gezdiriniz.
Sanatçı bir çift olan ERSOY’lar birlikte bir sergi açmak istediler. Ümit resim sergisi açarken, Ufuk, kitap imza günü yapacaktı. Bize öyle bir afiş çiz ki, herkese Wow! dedirtsin. Öylede oldu. Sergi salonunda oldukça dikkat çekti.
Grafik Tasarım Çalışmalarından...
Dilediğiniz tasarımın üzerine tıklayarak, daha büyük ölçeklisini görebilirsiniz!
Tiyatro Afişleri
Dilediğiniz tasarımın üzerine tıklayarak, daha büyük ölçeklisini görebilirsiniz!
Kitap Kapakları
Dilediğiniz tasarımın üzerine tıklayarak, daha büyük ölçeklisini görebilirsiniz!


